Alman Ekonomi Kuruluşundan AB İçin Karamsar Açıklama

Alman Ekonomi Enstitüsü (IW), Avrupa Birliği’nin (AB) bu yıl büyük zorluklar ve belirsizliklerle karşı karşıya olduğunu belirterek, Avro Bölgesi’ndeki ekonomik sorunlar, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması (Brexit) ve Donald Trump’ın ABD Başkanı olmasının ekonominin uzun vadede yavaşlamasına yönelik tehdit olarak görüldüğünü duyurdu.

Köln merkezli IW, AB’nin bu yıl yaşayacağı büyük zorluklar, belirsizlikler ve bunların çözüm yollarına ilişkin bir araştırma yaptı.

Araştırmaya ilişkin yapılan açıklamada, Avro Bölgesi’ndeki ekonomik sorunlar, Brexit ve Donald Trump’ın ABD Başkanı olmasının ekonominin uzun vadede yavaşlamasına yönelik bir tehdit olarak görüldüğü ifade edildi.

Araştırmada AB’nin zorluklarla mücadele etmek ve ekonomiyi uzun vadede güçlendirmek için neler yapabileceğinin analiz edildiği, bu kapsamda ECB’nin merkezi bir rol oynadığı ve AB’nin de kendi ev ödevini yapmak zorunda olduğunun ortaya çıktığı kaydedilen açıklamada, AB’nin bu yıl büyük zorluklar ve belirsizliklerle karşı karşıya olduğu belirtildi.

Açıklamada, On yıllar süren büyümeden sonra AB ve serbest ticaret, ilk kez zorlu koşullarla karşı karşıya kaldı. Donald Trump’ın başkanlığı transatlantik ilişkileri zora düşürürken, korumacılık yükselişte. Dahası, İtalya’daki ekonomik kriz ve Brexit, birliğin gelecekteki yaşayabilirliğini tehdit ediyor. Avrupa, bu belirsizliklere cevap vermeli ve hareket etme yeteneğini göstermelidir. denildi.

İtalya: Avro Bölgesi’niin sorunlu çocuğu

Bu kapsamda alınabilecek tedbirlere ilişkin örneklerin verildiği açıklamada, Birliğin daha da dağılmasını önlemek için Brüksel, Brexit’le zor ama yoğun bir müzakere içine girmek zorunda. 4 temel özgürlük alanı olan kişilerin, malların, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımı sorgulanmamalıdır. Uzun vadede, Londra AB’den fazlasını kaybetti. İngiliz refahı, sert bir Brexit ile uzun vadede yüzde 10 oranında düşebilir. ifadeleri kullanıldı.

İtalya’nın Avro Bölgesi’nin sorunlu çocuğu olarak nitelendirildiği açıklamada, bankalar ve işletmelerin sürekli bir kredi krizinden muzdarip olduğu ve mali denetimin, takipteki kredilerle ilgili sorunları çözmek için baskıyı yüksek tutması gerektiği vurgulandı.

ECB’nin politika faizini yüzde 0,25’e yükseltmesi gerekiyor

Açıklamada, Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) bu süreçte etkin rol alması gerektiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

Avro Bölgesi toparlanmaya devam ederken, enerji fiyatları ve enflasyon beklentileri yükseldi ve deflasyon riski ortadan kalktı. ECB, bankalar ve sigorta şirketleri için düşük faiz oranı fazından kaynaklanan finansal istikrar risklerini hesaba katmalıdır. Bu nedenle ECB’nin bankalar için negatif mevduat oranını sıfıra ayarlaması ve politika faizini yüzde 0,25’e yükseltmesi gerekiyor. Ekonomi düzelmeye devam ederse tahvil alım programının 2017’de sona ermesi gerekecek ve ardından faizler kademeli olarak artmaya başlamalı.

Açıklamada, AB’nin uluslararası düzeyde etkisini artırması ve Brüksel’in, serbest ticaret ilkelerini güçlendirmesinin yanı sıra Trump’ın korumacılık anlayışına şiddetle karşı çıkması gerektiği de vurgulandı.

Bir önceki yazımız olan Tüketim harcamalarının medya yansımalarında lider; kira ve konut başlıklı makalemizde haber, haberler ve harcamalarının hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir